4 Mayıs 2016 Çarşamba

İŞ GİRİŞİMİM "EGEM EV ÜRÜNLERİ"

Buraya taşındığımızdan beri evde oturuyorum.. Açıkçası benim gibi çalışmaya alışmış biri için biraz sıkıcı olur diye düşünmüştüm ama çocuk olunca pek boş vaktiniz kalmıyor. Ancak herkes için geçerli ekonomik sıkıntılar, biraz da çalışma özlemiyle birleşince ortaya bu proje çıktı. Oğluşumun doğumundan sonra onun için Tarhana yapmayı öğrenmiştim, üzerine Kesme Makarna ve araştırmacı ruhum sayesinde değişik Reçelleri de ekleyince güzel bir portföy oluştu. 2 Senedir yaptıklarımı akrabalarım, komşularım satın alıyordu, ancak bu sene birazcık daha açılmaya karar verdim. Sosyal Medya sitelerinde sayfalar açtım buralardan bana ulaşabilirsiniz..

Facebook;
https://www.facebook.com/egem.ev/

Twitter;
@EGEMEV

Instagram;
https://www.instagram.com/egemev/

Pinterest;
https://tr.pinterest.com/Egem_Ev/

22 Nisan 2016 Cuma

İSLİM KEBABI NAM-I DİĞER HANIM SAKLANDI

Biz kendisini Hanım Saklandı olarak bilirdik, sonradan öğrendik ki adı İslim Kebabıymış... Valla adı ne olursa olsun tadı nefis, görüntüsü süper, evdeki malzemeye de uyum sağlar üstelik çok da güzel misafir ağırlar...
Bizim misafir yemeklerimizdendir kendisi, lakin annem yaz patlıcanlarını görünce dayanamaz bize de yapar. İçine kemiksiz iri parça et veya köfte koyanlar olsa da bizde illaki tas kebabı ile yapılır.

4-5 adet yaz patlıcanı şöyle ince uzun olanlardan
250 gr. kuşbaşı tercihen kuzu eti (sevmeyenler, dana eti ile yapacaksa tas kebabını düdüklü tencerede yapmalarını şiddetle tavsiye ederim.)
1 irice kuru soğan
3-4 adet yeşil biber
3 adet domates (güzel domates bulamazsanız domates sayısını azaltıp salça ilave edebilirsiniz)
Kekik, Tuz, Karabiber
Üzerini süslemek için;
Gerektiği kadar yeşil biber
1 domates
Kızartmak için sıvı yağ
1 tatlı kaşığı salça

Tas Kebabını genelde bir gün önceden hazırlıyorum. Soğanı yemeklik doğrayıp az yağda, az tuz ilavesiyle pembeleştiriyorum. Üzerine etleri alıp biraz kavuruyorum. Ardından doğranmış yeşil biberi ilave edip yumuşamalarını bekliyorum. Salça koyacaksanız tam sırasıdır çünkü domateslerden önce biraz salçanın kokusu çıkmalı, yok domateslerim gayet güzel derseniz hemen küp doğranmış domateslerinizi ilave edebilirsiniz. Güzelce kavurduktan sonra biraz su ilave edip tencerenin de kapağını kapatıp pişmeye bırakabilirsiniz. (Düdüklü tencere özellikle et yemeklerinde size çok zaman kazandıracaktır.) Ocaktan almaya yakın tuz ve karabiberini serpiyorum. Pişip altını kapatır kapatmaz da üzerine kekik serpiyorum. Düdüklü tencerede yapacaksanız tuz ve karabiberini baştan koyabilirsiniz.

Şayet Tas Kebabınız önceden hazır değilse soğuyana kadar patlıcanları hazırlayabilirsiniz. Patlıcanlarımı alacalı soyuyorum. Sonra yarım cm. kalınlığında uzunlamasına kesiyorum. Tuzlayıp kayık tabakta bekletiyorum. Yaklaşık 15 dk. sonra üzerine su ilave edip bir 15 dk. daha bekletiyorum. Sürenin sonunda sudan çıkarıp birazda elimle zarar vermeden sıkıyorum. Kağıt havlu ile kurulayıp tavada kızdırmış olduğum sıvı yağda önlü arkalı kızartıyorum. Yine kağıt havlu üzerine alıp fazla yağını süzdürmüş oluyorum. Patlıcanlarım kızardıktan sonra 2 dilimi alıp artı şeklide bir tabağa koyuyorum. Ortasına ılınmış tas kebabımızdan koyup önce alttaki dilimin iki kenarını ortaya topluyorum, sonra diğer dilimin iki kenarını ortada topluyorum. Üzerine 1 dilim domates ve 1 parça biber koyup kürdan yardımıyla hepsini sabitliyorum. Tüm hanımlar saklandıktan sonra hepsini bir cam tepsiye aktarıyorum. Tas Kebabının Suyundan cam tepsiye biraz alıp üzerine çok az yağ ve 1 su bardağı kadar su ilave ediyorum.
190-200 derecede ısıtılmış fırında üzerindeki domates ve biberler kızarana kadar pişiriyorum. Yok beni fırınla uğraştırma derseniz patlıcanları metal bir tepsiye alıp üzerine bir kapak kapatın ve koyun ocağa, yine domates ve biberler pişene kadar bekleyip altını kapatın. Burada önemli nokta suyu, fırında yapacaksanız sık sık kontrol edip yanmaması için gerektiğinde su ilave edin.

Yanına nefis bir patates püresi ve pilav ile misafir sofranızın ana yemeği hazır...

Afiyet olsun...

13 Nisan 2016 Çarşamba

MANTARLI OMLET

İlk gördüğümde bana çok ilginç gelmişti, burada mantar pazarda kilo ile satılıyor. İstanbul'da pazarda hiç rastlamamıştım. Alışmışız marketlerden paket içinde almaya uzun süre pazardan almaya cesaret edemedim. Özellikle ilkbahar ve sonbaharda sarıkız (yada buradaki adıyla çintar, yada kayın mantarı) ve istiridye mantarı ile birlikte bütün kış kültür mantarı pazarda mevcuttu. Bende mantarın her şeklini çok seven biri olarak bayram ediyorum tabi.. Babamı da alıştırdım, mantar alınca hemen sote mi yapacaksın diye soruyor. Mantar Sote tarifimiz de burada...  Bugünkü tarifim Mantarlı Omlet...


Büyüklüğüne göre 4-5 adet mantar
1-2 adet yeşil biber
1 küçük boy kırmızı kapya biber (salçalık)
4-5 dal maydanoz
4-5 dal dereotu
2 yumurta
Ben zeytinyağı ile yapıyorum ama isterseniz tereyağı-zeytinyağı karışımı ile de yapabilirsiniz.
Tabiki tuz ve karabiber

Öncelikle mantarları temizliyoruz. Daha önce anlattığım gibi benim için hassas konudur, içinde çok su çekmeye meyillidir mantar, bu sebeple üstten incecik bir katmanı bıçak yardımıyla soyup varsa üzerinde kalan toprakları elimle temizliyorum. Yeterli olursa lütfen suya değdirmeyin, yeterli olmazsa yada içinize sinmezse en çabuk şekilde suya tutup yıkayıp hemen kurulayın. İçine ne kadar çok su çekerse o kadar lezzetsiz olur.
Mantarları doğrayıp ısıttığınız yağa alın, suyunu salıp tekrar çekmesini bekledikten sonra önce biberleri ilave edin. Onlar da biraz kavrulunca üzerine içine maydanoz ve dereotunu doğramış olduğunuz çırpılmış yumurtalarınızı döküp kapağını kapatın. Böylece üstü de hafifçe pişecek. Altının kızardığından emin olduktan sonra omletinizi ters çevirin. Böylece pişen üst kısmı da ateşle buluşup birazcık kızarsın. Sonra istediğiniz öğünde afiyetle tadını çıkarın...

4 Nisan 2016 Pazartesi

ÇILGIN KARNIBAHAR

Açıkçası bu ismi ben koydum :-)) Tarifi okuduğunuzda bana, yapıp da yediğinizde ise karnabahara uygun bir isim olduğunu onaylayacaksınız.
Bu tarif yabancı sitelerden okuduğum tariflerin bir karışımı, tabi ki yine içinde kendime has ilaveler mevcut (tarife kendimce ilaveler yapmazsam çatlarım).
Ben peyniri çok severim, hatta aşırı severim, genelde insanlar tv karşısında çerez veya meyve yer ben peynir yerim, o derece yani... Bu sebeple bu tarif çok hoşuma gitti, hatta yaparken de epey eğlendim.. onu da koysam mı? bu da yakışır mı? diye düşünüp durdum hatta abartmamak için kendimi zor frenledim.

Efendim gelelim tarifimize;
1 küçük boy karnabahar
150 gr. cheddarlı burger peyniri (açıkçası üniversite yıllarımda evden özellikle kahvaltı yapmadan çıkar okul kantininde hamburger ekmeğine burger peynirli tost yerdim. O yıllardaki [kastım 24 sene evveli(!)] peynirin tadını ülker içim burger peynirinde buldum)
100 gr. kadar krema
100 gr. kadar labne peyniri (evde vardı fazla peynir göz çıkarmaz diye koydum içine, yani olmasa da olur)
100 gr. kadar taze kaşar peyniri
1 diş sarımsak
Çok az tuz, karabiber ve bence olmazsa olmazı muskat rendesi


Öncelikle Karnabahar mümkün olduğunca küçük çiçeklerine ayrılır. Ben buharda haşladım, imkanınız yoksa suda da haşlayabilirsiniz. Birazcık diri kalması iyi olur, fırında da pişecek çünkü. Karnabahar hafif ılınırken kremayı küçük bir tencereye aldım, ılınırken içine tüm peynirleri ekleyip karıştırarak pürüzsüz bir sos elde ettim. En son içine rendelenmişsarımsak, tuz (peynirlerin tuzunu göz önüne alarak tabii), çok az karabiber ve muskat rendesi ilave ettim. Muskat rendesi girince beşamel havası geldi peynirli sosuma, sonra karnabaharlarla iyice karıştırıp önceden hafif yağlamış olduğum fırın kabına aldım. Ben dediğim gibi, abartıp üzerine bir de kaşar peyniri rendesi koydum. Isıtılmış yaklaşık 180 C fırında üzeri kızarana kadar pişirdim.

Benim karnabaharım 1 küçüğün 1/3'ü kadardı, 1 karnabahardan yapsam daha iyi olacakmış ama benden başkası yemeyeceği için az yapmak zorunda kaldım. Bu sebeple sosum fazla geldi, ama olsun yine de çok güzeldi, afiyetle yedim, pişman değilim...

22 Eylül 2015 Salı

TARHANA VE KESME MAKARNA SAKLAMANIN PÜF NOKTALARI

Geçen sene bir arkadaşıma vermiş olduğum tarhana rafta unutulmuş ve sonuç olarak böceklenmiştir. Sorun şu ki evlerimizde yaptığımızda hiçbir koruyucu olmadığından özelllikle havası nemli olan bölgelerde ve yine nemli yerlerde tutulan tarhanalarda böceklenme olabiliyor. Bu konuda biraz araştırma yaptım ve hatta gıda mühendisi bir arkadaşımla da konuştum ve benzer sorunların büyük gıda firmalarında da yaşanabildiğini öğrendim. Malesef yapım aşamasında alınabilecek bir önlem (koruyucu madde eklemeyeceğimiz için) yok.
Ancak alabileceğimiz birkaç önlemi paylaşmak istiyorum.
***İlk olarak tarhana ve kesme makarna gibi unlu mamuller nemsiz ve kuru bir ortamda saklanmalı. Ancak bu mümkün değilse kaya tuzu ve pirincin nem alma özelliklerini kullanabiliriz. Ben bu noktada tülden ufak keseler içine bir miktar tuz ve pirinç karışımı koyarak tarhana ve kesme makarna torbalarının içine ekleyeceğim.
***Bir diğer önlem ise estetiği boş verip pet su ve meşrubat şişelerini yıkayıp iyice kurumasını bekledikten sonra tarhana ve kesme makarnalarımızı bunların içinde ve ağzı sıkı sıkıya kapalı olarak bekletebiliyoruz. (Henüz denemedim ama 2 farklı kaynaktan bu bilgiyi aldım)
***Son olarak da tarhana torbanızın içine 1-2 adet defne yaprağı koyabilir, hatta tarhana torbasının yakınına sarmısak koyarak önlem alabilirsiniz. (Bu bilgi gıda mühendisi arkadaşımdan alınmıştır)

Diyelim ki bir şekilde tarhana veya kesme makarnanız böceklendi, fazla çoğalmadan fark ettiyseniz o zaman hala kurtarma şansınız var demektir. Hemen malzemenizi büyücek bir tepsiye yayıp üzerini örtmeden güneşe koyunuz. Ara sıra karıştırıp havalandırarak birkaç gün içinde böceklerden kurtulabilirsiniz.

ÇAM FISTIĞI VEYA DOLMALIK FISTIK

Zeytinyağlı dolma veya sarma, mis gibi kokan bir tabak helva yada buzdolabınızda varsa basit bir makarnayı hatta tavuk şnitzeli ziyafete dönüştüren Pesto Sos... Hepsinin ve daha fazlasının içinde Çam Fıstığı var, var ama fiyatı dudak uçuklatacak cinsten. Burhaniye semt pazarında kilosu 85.-TL'den başlayıp 115.-TL'ye kadar uzanıyor. Birde marketlerden almaya kalkarsanız fiyatı iyice uçuyor. Bu durumda bizde kullanırken avuç hesabından tane hesabına geçiveriyoruz.


Buranın avantajı bir köşe başında yada komşunuzun bahçesinde ille bir fıstık çamı bulabilmeniz... Biz de yan komşumuzun 2 tane çam ağacındaki kozalakları topladık. Topladığımız kozalakları babam ayıkladı. Kozalakların etrafındaki reçine ile elleri yapış yapış oldu, üstelik koca bir çöp poşeti kozalaktan 1 litrelik saklama kabını doldurmayacak kadar fıstık çıktı. Bitti mi bitmedii, içinden çıkan kabuklu fıstıkları da komşumuzla pay ettikten sonra, birde onları küçük bir çekiç yardımıyla kırıp içindeki yenebilir kısma ulaşmak var ki o da tam benim sabrıma göre... Sonuç olarak saatlerce uğraşıp 1 avuç fıstık ancak elde edebildik  :-)))   İşte aşamaları, bundan sonra fiyatı ne olursa olsun şikayet etmeyeceğim. Walla helal insanlara...



14 Eylül 2015 Pazartesi

YENİ GİRİŞİMLER

İşin açıkçası insan gerçekten hayatın ne getireceğini yada neleri götüreceğini bilemiyor. Bir anda verilen bir kararın hayatınızı nasıl değiştireceğini tahmin edemiyorsunuz. Umarım hepimiz için verdiğimiz kararlar hayırlı olur ve gitmek istediğimiz istikamete yol açar.. bazen bir karar bir anda verilir bazen de çok uzun zamandır düşünüp yapamadığınız şeylere kapı açar. Benim durumum da biraz öyle oldu. Bir karar aldım ve sonuçlarını taşımak için o uzun zamandır isteyip de yapamadığım projemi hayata geçirmem şart oldu. Umarım istediğim gibi sonuçlanır...

Üstteki paragrafı yaklaşık 1 yıl önce yazmışım ama yayınlayamamışım. Bu akşam oturup son 1 yılımı gözden geçirdim, aynı tarihlerde projemi hayata geçirmeye başlamıştım. Normal şartlarda 1 sene içinde çok farklı yerlerde olabilirdim ama bazı zorunluluklar yavaş hareket etmemi mecburi kılıyor.  Yine de buraya taşınmaktan ve yaptığım seçimlerden hiç pişman değilim.
Umarım herkesin şansı da benim gibi yaver gider, herşeye rağmen hayat çok ama çooook güzel...

13 Ağustos 2014 Çarşamba

HAŞLANMIŞ MISIR

Ben bir türlü bardakta mısır olayına sıcak bakamadım. Mısıra güvenememek ayrı yanından geçerken aldığım sos kokularını içim almadı. Zaten ben közde pişmiş mısır üzerine lezzet tanımam. Fakat bugün bizimkilerin mısır haşladıklarını görünce aklıma bir süre önce Martha Steward'ın programında izlediğim Meksika Mısırı tarifi geldi. Tam olarak hatırlamıyorum ama haşlanmış mısırın üzerine mayonez sürüp ince rendelenmiş peynir serperek servis yaptıklarını biliyorum fakat başka bir şey var mıydı emin değilim. Bende her zaman olduğu gibi kendi yorumumla uyduruk kendi tarifimi yarattım ortaya bu lezzet çıktı.
1 adet koçanıyla haşlanmış mısır
1 çorba kaşığı mayonez (ben Heinz marka kullandım daha lezzetli geliyor bana)
1 diş rendelenmiş sarımsak
Arzu ettiğiniz miktar tuz
İstenirse kırmızı toz biber
Mayonez ve sarımsağı bir küçük kapta karıştırdım. Haşlanmış mısır mümkün olduğu kadar sıcakken mayonez karışımını yumurta fırçasıyla sürdüm. Üzerine tuz ektim. İsteyen acı veya tatlı kırmızı biber de serpebilir.

9 Ağustos 2014 Cumartesi

TAVUKLU ŞEHRİYELİ SALATA

Yaz aylarında beni bıraksanız hayatımı salata ile devam ettiririm. Şöyle bol malzemeli, bazen sebzeli, bazen etli bazen de peynirli çeşit çeşit salata ve üzerilerine bazen hardallı, bazen mayonezli değişik değişik soslar.... nefis... Yaz aylarında atıştırmak için buzdolabında salata bulundurmaya gayret ediyorum, Ramazan ayı dışında tabii  :-)))  En sık Yoğurtlu Buğday Salatası, Makarna Salatası ve Tabule'nin Ben Versiyonunu yapıyorum. Buzdolabında birkaç gün duruyorlar. Oğluşumun doğum gününde ise nasıl bir salata yapacağıma karar veremedim. Tavuk göğüs haşladım, aklımda Tavuklu Kereviz Salatası vardı, tabii mevsimi hesaba katmamışım :-S Sonra Mercimekli Kuskus Salatası yapalım diye düşüdüm eeee haşladığım tavuk ne olacaktı, hepsini karıştırıp bu salatayı ortaya çıkardım. Bu arada resmin kusuruna bakmayın o gün telaştan hiç fotograf çekemedim, ertesi güne de bu kadar kalmıştı  :-(
1 adet haşlanmış tavuk göğüs eti
1 su bardağı haşlanmış mercimek
1 su bardağı arpa şehriye
1 büyük boy kırmızı kapya biber
4-5 dal taze soğan
1/2 demet dereotu
4-5 adet kornişon turşu
Tuz, istenirse toz kırmızı biber
Zeytinyağı
1 limon suyu ve sirke
Arpa şehriyeleri tencerede yağsız olarak biraz kavurduktan sonra tavuk suyu ile biraz diri kalacak şekilde haşladım. Böylece hem kavrulmuş olmanın hem de tavuk suyunun lezzetini aldı. Haşlanmış mercimeği ve şehriyeleri büyücek bir kaseye aldım. Üzerine tavukları didikledim ama biliyorsunuz bazı parçaları lif yapısından dolayı uzun oluyor onları da keserek biraz ufalttım. Küçük küp doğradığım kapya biberi, ince kıydığım taze soğan ve dereotunu ilave ettim. Son olarak yine küçük küp şeklinde doğradığım kornişon turşuları ekledim. Bir bardakta veya şimdilerde pek çok evde olan yağlık veya sosluk olarak geçen plastik kapta arzunuza göre zeytinyağı biraz limon suyu ve biraz sirkeyi (ben ikisini birlikte kullanmayı çok seviyorum siz birinden birini tercih edebilirsiniz) tuzunu ve biberini ilave edip iyice karıştırıp salatamıza döküyorum. Güzelce karıştırıp servis tabağına alıyorum.

ZEYTİNYAĞLI YAPRAK SARMA

Günün en komik yemeği bu oldu. Bir akşam evvel babam "bak yetiştiremeyeceksiniz, saralım şu dolmaları" diye baskı yapınca akşamın 11'inde oturduk babamla birlikte :-))) koca bir tencere dolma sardık. Sanıyorum 3 kupa pirinçten hazırladı annem içini... Derken ertesi gün cuma akşamı da koyduk ocağa pişirdik. Ben tabii dayanamayıp tadına baktım, çok da güzel olmuştu... Doğum gününü yani cumartesi gününe sadece pastanın birleştirilmesi kalmıştı sabahtan onu yaptım, her şey hazır, sofra hazır, yemekler hazır biz hazırız. Misafirlerimiz geldi yedik içtik her şey güzeldi. Misafirlerimiz gitti sofrayı topladık, servis tabaklarında kalanları daha küçük kaplara aldık, buzdolabına yerleştireceğiz, bir baktık TA TA TA TAAAMMM     koca tencere Zeytinyağlı Yaprak Sarma bize bakıyor  :-S
3 kişi koca tencere sarmayı bitirmemiz 1 haftamızı aldı :-))
İşte bugün o sarmanın tarifini vereceğim :-))
2 su bardağı pirinç
2-3 adet kuru soğan küp küp doğranmış (soğan fazla olunca içi daha yumuşak oluyor)
3 çorba kaşığı çam fıstığı
3 çorba kaşığı kuş üzümü (annem bazen kuş üzümünü az tutup sarı kuru üzüm de ilave eder)
Tuz, karabiber, bol miktarda tarçın ve dolma baharı (yeni bahar), dereotu
Toz şeker
Zeytinyağı

Bizde durum şu, annem yaprak sarma yapacağı zaman içini kavurur, biberden zeytinyağlı yapacağı zaman çiğden yapar ama malzeme aynıdır.
Annem soğanları bir tencerede biraz zeytinyağında çevirip içine yıkanıp süzülmüş pirinçleri ilave ediyor. Pilav yapar gibi biraz kavurup üzerine 2 su bardağı su ilave ediyor (yani normal pilav ölçüsü 1'e 2 iken burada 1'e 1 su koyuyoruz çünkü zaten sarıldıktan sonra yeniden pişecek). Pirinçler suyunu çektikten sonra fakat dibine tutmadan önce altını kapatıyor. İçine fıstık, üzüm, ince kıyılmış dereotu ve baharatları ilave edip güzelce karıştırıyor ve kapağını kapatıp demlenmesi ve sarılabilecek kadar soğumasını bekliyor. Kaynar suda haşlandıktan sonra soğuk suya atılan yaprakları sıkıp bir tabağa alıyor ve sarmaya başlıyoruz. Çoğunluğa göre kalem gibi sarılmalı hatta serçe parmaktan daha kalın olmamalı. Bizde bu durum tam tersi, biz içini bol koyar kalın sararız, sadece yaprak değil içinden de yiyelim dimi :-))


17 Temmuz 2014 Perşembe

ÇITIR BÖREK

Bu tarifi de televizyonda bir yemek programından almıştım. Yapımı çok kolay, acil gelen misafire bile kolayca yapılıp çıkarılabilir, misafir ol gel banaaa, börekler açarım sanaaaaa  :-)))
Hamuru için,
2 çay bardağı süt
2 çay bardağı sıvı yağ
2 çay bardağı su
2 tatlı kaşığı tuz
Aldığı kadar un
Açmak için biraz nişasta
İçi için,
500 gr. kıyma
1 adet patates
1 adet soğan
1 adet domates
1/2 çay bardağı sıvı yağ
1/2  su bardağı ceviz içi (iri kıyılmış)
Bir miktar kıyılmış maydanoz
Tuz, karabiber ve yenibahar

Hamur için nişasta hariç tüm malzemeyi yoğurdum, kıvamı biraz yumuşak fakat ele yapışmayacak. Diğer yandan soğanı küçük küp şeklinde doğrayıp biraz sıvı yağda çevirdim. İçine kıymayı ekledim. Kıyma suyunu salınca rendelediğim patatesi ilave ettim. Kıyma suyunu çekince ceviz içini ekledim. Cevizlerde biraz kavrulunca küçük küp doğradığım domatesi ekledim. Domates suyunu çekip tüm malzeme pişince kıyılmış maydanoz ve baharatlarını ilave edip altını kapattım. Yenibahar çok hoş bir koku ve lezzet veriyor ben bol kullandım ama siz damak tadınıza az da olsa mutlaka ekleyin. Sıra geldi hamuru açmaya, tek tek açıp gül böreği gibi sarıyordu televizyonda bende öyle yaptım. Servisi de kolay oldu böylece... Hamurdan cevizden biraz büyük toplar koparıp nişasta ile pasta tabağı büyüklüğünde açtım. Hamur ne kadar ince olursa o kadar çıtır çıtır oluyor.  İçine bir sıra kıymalı harçtan koyup, bir kenarından kıvırıp rulo yaptım. Ruloyu da kendi etrafında sarıp gül böreği şekli verdim. Bu böreğin bir özelliği de hiç yumurta kullanılmaması. Üzerine sadece zeytinyağı sürüp ısıtılmış fırında pişirdim. Resim sizi yanıltmasın çok lezzetli oluyor. Diğeri de annemin meşhur Patlıcanlı Böreği  :-))

10 Temmuz 2014 Perşembe

MELOŞ TEYZEMİN MEYVELİ KEKİ

İstanbul'daki evimizde tam 30 yıl oturduk. Dile kolay bir ömür... Bu süre zarfında bizden iyiliğini eksik etmeyen komşularımız oldu, az ama çok sağlam dostluklar ve onlarla birlikte geçen çok güzel günler yaşadık. Bu komşularımızdan biri de karşı dairemizde yaşayan Meliha Hanım Teyzeydi. Güre'de akrabasının evi varmış oraya gelmişler, bizi de unutmamış aradı, müsaitseniz gelmek istiyoruz diye, çok sevindik. Sevinecek ne var demeyin kendisi 82-83 yaşlarında ve sağlık sorunlarına rağmen onca yolu bizi görmek için geldi... Annemin bir pandispanya kek tarifi vardır bu sefer değişik birşey yapalım istedik, annemin arkadaşı Meloş Teyzem'in bize yaptığı kekin tarifini aldım, çok hafif tam yaz keki oldu.
3 yumurta
1 syu bardağı toz şeker
1/2 su bardağı sıvı yağ
1/2 su bardağı süt
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un
3-4 adet taze kayısı
Tüm malzeme çırpma teli ile çırpılacak, püf noktası boza kıvamında olacak katı olursa su ilavesi ile açabilirsiniz. 25 cm. yuvarlak borcamı yağlayarak hamuru döktüm. Meloş teyzem üzerine dilimlenmiş kayısı dizmişti, benim vaktim az olduğundan küp doğradığım kayısıların bir kısmını öylece üzerine serpiştirdim, tabi ki içine gömüldüler. Kalan kayısıları da una bulayarak üzerine serptim, onlar daha üstte kaldılar hoş oldu. Hem şekeri az olduğundan çok hafif, hem de içindeki kayısılar sayesinde tam yaz tadında oldu. Meloş teyzem bu keki doğaçlama yapıyor, evde ne varsa bazen kuru incir, bazen şeftali, bazen kayısı + tarçın... farklı versiyonlarını denemenizi tavsiye ederim... Fotoğraf için kusura bakmayın ancak bu kadarını yakalayabildim :-)) tekrar yaptığımda inşallah fotoğrafı da değiştiririm...

18 Haziran 2014 Çarşamba

FINDIKLI ACIBADEM KURABİYESİ

Ben Acıbadem kurabiyesini çok severim, oğluşum da benim gibi çok severek yiyor. 1,5 sene önce Nermin ablamda yemiş ve fındıkla yapıldığına inanamamıştım, oğluşumun doğum gününde yaptım, yiyenler de inanamadılar. Fındıkla yapıldığına bakmayın, inanılmaz kolay ve bir o kadar az malzeme ile yapılabilen muhteşem bir lezzet...
500 gr. çiğ fındık
1 su bardağı pudra şekeri (pudra şekeri olmasında özellikle fayda var, sıvı miktarı az olduğundan toz şekerin erimesi zor olabilir)
3 adet yumurta

Hepi topu bu kadarcık malzemesi var. Fındıkları mutfak robotunda mümkün olduğunca ince çekiyorum. Fındık tozu ile de yapılabilir sanırım ama evde çektiğinizde fındıklar biraz diş diş kalıyor ve yerken ağıza gelmesi hoş oluyor bence... Çekilmiş fındıkların üzerine pudra şekerini ve 3 yumurtayı ilave edip mikserle çırpıyorum. Sıkıntı şu ki mikserinizin güçlü olması gerekiyor çünkü çok yapışkan bir bulamaç elde ediyorsunuz. Tüm malzeme karıştıktan sonra ellerimi hafifçe ıslatarak (bu önemli fazla ıslatırsanız yuvarlamaya çalıştığınız toplar sulanmış oluyor ve yayılıyor) ceviz büyüklüğünde toplar yapıp fırın tepsisine diziyorum. Üzerine bir şey sürmenize gerek yok, doğru fırına... Kurabiye ısısından biraz düşük bir ısıda üzerleri hafifçe pembeleşene kadar pişiriyorum. İçleri hafif ıslak oluyor tam benim sevdiğim gibi  :-))

MAHLEPLİ KIYIR KURABİYE

Annemin çok yakın bir tarifi vardı, Facebook'da üye olduğum Damak Tadı grubunda paylaşılınca aklıma yattı. Annem hamuru 1 cm kalınlıkta açıp karelere bölerdi, kimisinin içine yarım zeytin koyup iki kenarını ortada birleştirir, kimisinin üzerine rendelenmiş eski kaşar peyniri ve toz kırmızı biber serper, kiminin üzerine de sadece çörek otu serper fırında pişirirdi. Bayılırdım, çerez gibi gidip gelip yerdim. Bu tarif de aynı şekillerde yapılabilir ama benim acelem olduğundan kolaya kaçtım, yuvarlayıp koyuverdim tepsiye :-))
Malzemeleri,
1/2 paket oda sıcaklığında yumuşamış margarin (125 gr.)
1 ay bardağı sıvı yağ (Ajda bardağı değil, eski klasik ince belli bardakla ölçülecek)
1 yumurta (akı hamura ilave edilecek, sarısı üzerine sürülecek)
1 tatlı kaşığı tuz,
1 tatlı kaşığı mahlep (ben mahlebi çok sevdiğimden 2-2,5 tatlı kaşığı kadar koydum)
3 çay kaşığı pudra şekeri (toz şekerde olur)
1 paket kabartma tozu
3 çorba kaşığı üzüm sirkesi (hiç yüzünüzü buruşturmayın sirkenin tadı ve kokusu kalmıyor)
3 su bardağı un

Unu yoğurma kabına alıp tuzu, şekeri, mahlebi ve kabartma tozunu ekleyip bir kaşıkla karıştırıyorum. Unun ortasını havuz gibi açıp margarin, sıvı yağ, sirke ve yumurta akını ilave edip elimle una yedirerek hamur haline getiriyorum. İyice yoğurduktan sonra pişirme kağıdı serili tepsiye ceviz büyüklüğünde toplar yapıp diziyorum. Üzerine ayırdığımız yumurta sarısını sürüp çörek otu serpiyorum. Babam çörek otunu pek sevmez, bu sebeple ben birazına da susam serptim, ama çörek otu daha çok yakışıyor. 190 C'de ısıtılmış fırında renkleri koyulaşana kadar pişirin. Ben ilk yaptığımda küçük simit şekli verip susam serpip pişirmiştim, o zaman daha dikkatli olmalı küçük parçalar daha çabuk pişiyor.

17 Haziran 2014 Salı

AFYON KAYMAĞI

Oğluşumun 2. doğum gününde yaptığım bu tatlı için herkesin ortak fikri çok hafif olmasıydı. Aslında yapımı çok kolay, fakat sunumu el oyalayıcı. Ancak o kadar hafif ki inanın uğraşlarınıza değecek...
1 litre süt (1 çay bardağı kadarı krem şanti için ayrılacak)
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı un
50 gr. margarin
2-3 adet damla sakızı aromalı çiklet
2 su bardağı Hindistan cevizi rendesi
1 poşet krem şanti (1 paketten 2 poşet çıkıyor)
1 su bardağı iri kıyılmış ceviz
İstenirse 1 tatlı kaşığı tarçın (bence isteyin çok yakışıyor :-)))
1 litreden 1 çay bardağı eksik süt ile un ve şekeri orta ateşte muhallebi kıvamına gelene kadar pişiriyorum. İndireceğime yakın damla sakızı aromalı çikletleri atıp 1-2 karıştırıp ocaktan alıyorum. İçine margarini ilave edip bir kaç dk. karıştırarak ılıtıyorum. Sonra mikserle iyice çırpıyorum. Damla sakızlı muhallebi yapar gibi... Bir tepsiye strech film kaplayıp üzerine bol miktarda hindistan cevizi rendesi döküyorum. Bu çok önemli, tepsiden çıkartırken çok faydalı oluyor. Hindistan cevizlerinin üzerine muhallebiyi eşit kalınlıkta yayıyorum. Kalınlığı 1/2 cm'i geçmemeli. Bu şekilde önce dışarıda ılınmasını sağlayıp sonra buzdolabına koyup 30 dk. soğutuyorum. Diğer tarafta ayırdığımız 1 çay bardağı süt ile 1 poşet krem şantiyi hazırlıyorum. Soğumuş olan muhallebinin üzerine eşit kalınlıkta yayıyorum. Üzerine kıyılmış cevizleri eşit oranda dağıtıp, bir miktarda tarçın serpiyorum. Krem şantinin kurumaması için üzerini strech film ile kapatıp tekrar buzdolabına alıyorum. 2-3 saat sonra buzdolabından çıkarıp bir kenarından bir tur rulo yapıp kesiyor o ruloyu da 2'şer parmak kalınlığında dilimliyorum. Yine hindistan cevizi serpilmiş bir servis tabağına dik olarak koyuyorum. Tüm tepsi bitene kadar aynı şekilde devam ediyorum.

OĞLUŞUMUN 2. DOĞUM GÜNÜ

Hayatımın aşkı, bitanem, canım, ..., tostosum oğluşum aramızdaki 2. yılını bitirdi. Her geçen gün beni daha da çok şaşırtmaya devam ediyor. Varlığı mucize, her hareketi olay olan oğluşuma layık güzel bir sofra hazırlamak istedim, tıpkı geçen sene olduğu gibi  :-S Durumu bilmeyenler o hüsranı buradan okuyabilirler... Tedirginlikle karışık hazırlıklara bu sefer 3 gün öncesinden başladım... Soframızdaki lezzetlerin listesi aşağıda,
Mahlepli Kıyır Kurabiye
Fındıklı Acıbadem Kurabiyesi
Çıtır Börek
Patlıcanlı Börek
Afyon Kaymağı
Zeytinyağlı Yaprak Sarma
Tavuklu Şehriyeli Salata
Doğum Günü Pastamız

Neyse bu sene alnımın akı ile çıktım işin içinden :-)) Patlıcanlı böreği annem yaptı, ellerine kollarına sağlık. Kalanları da ben yaptım  :-)) Sofrada yine fotoğraf çekemedim ama sonradan en azından fikir edinebileceğiniz görüntüler elde ettim. Tarifleri de kısa aralıklarla yayınlayacağım...

23 Mart 2014 Pazar

YALANCI PAÇA YADA DAMAT PAÇASI

Bizim evde ciğer, yürek ve beyin hariç sakatat hiç pişmez. Ben, sol elimdeki iki kemiği kırdığımda annem iyi gelir diye Paça pişirmişti, ağzıma süremedim içim kaldırmadı. Fakat paçasız pişirilen bu tarifi çok severek tüketiyoruz. Tavukla yapıdığından Yalancı Paça diyorum, bazı kitaplarda ise Damat Paçası olarak geçiyormuş. Siz istediğiniz ismi seçin...
Damat Paçası 

3 su bardağı tavuk suyu
2 tepeleme çorba kaşığı un
2-3 çorba kaşığı yoğurt
2 diş sarımsak
1 çorba kaşığı sirke
1/2 haşlanmış tavuk göğsü
Tereyağı
Tuz, kırmızı pul biber

Tavuk suyunu kaynatıyorum, diğer tarafta bir kasede unla yoğurdu boza kıvamında olacak şekilde güzelce eziyorum. Yoğurdun kesilmemesi için kaynayan tavuk suyundan bir kepçe ile alıp unlu karışımımızın ılınmasını sağlıyorum. Sonra unlu karışımı yavaş yavaş karıştırarak kaynayan tavuk suyuna ilave ediyorum. Biraz kaynatıyorum. Kıvamı boza gibi olacak, bunu sağlamak için biraz daha un ilave edilebilir. Kaynatılıp unun çiğ kokusu kaybolunca içine tuzu, sarımsak ve sirkesini ilave edip bir taşım daha kaynatıp ocağın altını kapatıyorum. Servis yapacağım borcama alıp üzerine irice bölünmüş tavuk parçalarını koyuyorum. Tereyağını eritip pul biberle kızdırıp, paçanın üzerine gezdirip servis yapıyorum.

** Uzun zaman önce verdiğim tarife ait resmi ancak ekleyebildim, gecikme için özür dilerim :-))

BUZLUKTA KIYMA SAKLAMAK

Bence yeni nesil buzdolaplarının en önemli özelliği Deepfreeze.. Eline ne geçerse buzdolabı poşetine koyup atıveriyorsun buzluğa canın istediğinde çıkarıp  kullanıyorsun. Bugün biraz buzluk hikayelerinden bahsedeceğim. Çoğumuzun bildiği şeyler olacak büyük ihtimalle ama belki arada bilmediğiniz şeylerde çıkabilir.
Buzluğumuzda en çok bulunan malzemeler genelde et türevleri oluyor. Özellikle kasap alışverişinden döndüğünüzde aldıklarınızı kullanım amaçlarına göre ayırıp paketlerseniz kullanım esnasında çok rahat edersiniz.
Kıymayı köftelik, yemeklik ve dolmalık olmak üzere 3 farklı şekilde paketleyebilirsiniz. 
  

İlk resim köftelik ayrılmış kıymadır. 3-4 kişilik bir aile için yeterli sayıda köfte çıkıyor. İkinci resim yemeklik olarak ayrılanlardan. Bazen yarısı bile yetiyor. Birde yedekli olanlar var, üçüncü resimdeki gibi  :-)))  Duruma göre yemeklik veya köftelik olarak kullanılabilir.
Buradaki püf nokta kıymalar ihtiyaca göre ayrılıp buzdolabı poşetlerine konur. Sonrasında bir merdane ile kıymalarınızı hamur açar gibi açıp inceltiyorsunuz. Özellikle çalışanlar için ideal bir saklama şekli, çünkü kıyma ince olduğu için çok çabuk çözülüyor. Aynı zamanda da buzlukta daha düzenli ve az yer kaplıyor.




18 Mart 2014 Salı

PIRTIK BÖREĞİ :-))

Adını çok seviyorum bu böreğin, üstelik yapılışı da çok kolay... Eve aldığınız yufkaları kullanmaya vakit bulamadıysanız bir kaç gün sonra nemlenip birbirine yapışmaya başlıyor. Bu durumdaki yufkalardan tepsi böreği yada gözleme yapmak mümkün olmuyor. E bu yufkaları atmaya da kıyamıyorum, sonuç pırtık böreği :-))
benim 5 yufkam vardı
2 adet yumurta
1,5-2 su bardağı süt
1/2 su bardağı sıvı yağ
1/2 kalıp beyaz peynir
Biraz maydanoz
Biraz dereotu
İsteğe bağlı olarak kırmızı pul biber



Yufkaları parça pinçik (kime siniriniz varsa onu düşünün, iyi geliyor :-) ) ettikten sonra bir kenarda yumurtaları çırpıyorum. İçine beyaz peyniri ufalayıp, pul biber, ince kıyılmış maydanoz ve dereotunu ilave ediyorum. İyice karıştırdıktan sonra 1,5 su bardağı süt ve sıvı yağ ekleyip iyice karıştırıyorum. İsterseniz bu noktada içine kaşar peyniri rendesi de ilave edebilirsiniz. Bu karışımı yufkaların üzerine döküp iyice karıştırıyorum. Öyle ki bütün yufkaların sütlü karışıma bulanması gerek. Ağzını kapatıp oda sıcaklığında 15- 20 dk. bekletmenizi tavsiye ediyorum, böylece yufkaların sütü ne kadar çektiğini görebilirsiniz. Yufkalı karışımı yağlamış olduğunuz borcam'a yayıyorum. Bu aşamada sütün biraz görünmesi gerekiyor, eğer yufkalar sütün tamamını çekmiş ise üzerine biraz daha süt ilave ediyorum. Ortadaki resimde görüldüğü üzere süt az geldi, 1 çay bardağı daha ilave edebilirmişim. Ben bu sefer üzerine kaşar peyniri rendesi serptim, fakat görünümü güzel olmasına rağmen soğuyunca sertleşti... Bu sebeple üzerine sadece çörekotu serpip fırına vermekte fayda var. Tüm bu olumsuzluklara rağmen su böreği kıvamında lezzetli bir börek oldu...

16 Şubat 2014 Pazar

YOĞURTLU KÖFTELİ KEBAP

Annemin nefis tariflerinden biridir bu Yoğurtlu Köfteli Kebap.. Kimisi minimalist oluyor,diyor ki "içine tuz ve karabiberden başka birşey konmaz" ben söz konusu olunca durum tam tersine dönüyor :-)) İllaki içine işeyler karıştıracağım....  Bu köfte de benim ellerime düşünce aşağıdaki hali aldı,
500 gr. kıyma
1 orta boy kuru soğan
1 tatlı kaşığı kimyon
1 iri diş sarımsak
Tuz ve karabiber
1 bayat ramazan pidesi (yada tırnaklı pide bazı fırınlarda yapılıyor, hiç olmadı bir kebapçıdan alabilirsiniz)
1 büyük kase yoğurt
2 diş sarımsak
2 çorba kaşığı domates salçası
2 çorba kaşığı tereyağı
Biraz sıvıyağ
Soğanı rendeliyorum. Kıymanın içine soğanı ilave edip, kimyon, dövülmüş 1 iri diş sarımsak, tuz ve karabiber ilave edip yoğuruyorum. Vaktiniz varsa yoğurduktan sonra buzdolabında birsüre bekletin daha lezzetli oluyor. Bu arada pideleri küp küp doğruyorum. Eğer pideleriniz bayatsa biraz tereyağı ile hafifçe kızartabilirsiniz, taze ise kızartmanıza gerek yok (isterseniz yine de kızartabilirsiniz tabii, sizi kimse engelleyemez :-)) Kalan 2 diş sarımsağı ezip yoğurtla karıştırıyorum. Kıymayı dolaptan alıp küçük köfteler yuvarlayıp, birbirlerine yapışmamaları için biraz un serpiyorum. Kızdırılmış sıvı yağda köfteleri kızartmaya başlarken diğer yanda bir tavada tereyağını eritiyorum. Salçayı ilave edip kokusu çıkana kadar kavuruyorum, üzerine biraz su ilave edip sos kıvamına getirip biraz pişiriyorum. Şimdi sırada tabaklarımıza servis yapmak var... Sırasıyla önce pideleri tabaklara diziyorum, üzerine sarımsaklı yoğurt yayıp köfteleri pay ediyorum. En son üzerine salçalı sosu gezdiriyorum. Afiyet olsun...